Back to overview

Star

Kıskançlığın Yeni Dansı

Ellaria, güneşin sıcak ışıklarının kampı aydınlattığı bir öğleden sonra, Dutch'ın çadırının önünde oturmuş, haritaları inceliyordu. Yüzünde her zamanki ciddi ifade vardı. Yeni bir soygun planı üzerinde kafa yoruyor, olası tüm senaryoları değerlendiriyordu. Zihni tamamen işine odaklanmıştı.

Javier ise Valentine'a inmiş, kamp için bazı erzak ve Ellaria'nın çok sevdiği özel bir Meksika kahvesinden almıştı. Atına binerken, içten içe Ellaria'yı düşünüyordu. Aralarındaki ilişki, son birkaç aydır çiçek açmış, her geçen gün daha da derinleşmişti. Ellaria'nın keskin zekası, güçlü karakteri ve o eşsiz güzelliği, Javier'i her an büyülüyordu. Onunla geçirdiği her an, Javier için bir hazineydi.

Javier kampa döndüğünde, atını her zamanki yerine bağladı ve elindeki erzak torbalarıyla Dutch'ın çadırına doğru yürüdü. Ellaria'yı orada haritalarla boğuşurken bulmayı umuyordu. Ama gördüğü manzara, Javier'in adımlarını aniden durdurdu.

Ellaria, haritaların başında tek başına değildi. Yanında daha önce hiç görmediği, uzun boylu, kaslı ve oldukça yakışıklı bir adam duruyordu. Adam, Ellaria'nın omzuna doğru eğilmiş, haritadaki bir noktayı işaret ediyor ve ona bir şeyler anlatıyordu. Ellaria da başını sallıyor, ara sıra gülümsüyordu. Adamın gözleri Ellaria'nın üzerinde öyle bir hayranlıkla gezinip duruyordu ki, Javier'in içini anlamsız bir sıkıntı kapladı.

Kalbi aniden sıkıştı. Bu da kimdi? Nereden çıkmıştı? Ve neden Ellaria'ya bu kadar yakındı? Javier, istemsizce elindeki erzak torbalarını sıkılaştırdı.

Adam, Ellaria'ya bir şeyler fısıldadı ve Ellaria hafifçe kıkırdadı. Bu ses, Javier'in kulaklarında yankılandı ve içindeki kıskançlık ateşi daha da şiddetlendi. Ellaria'nın kahkahası, genellikle sadece ona özeldi.

Javier, yavaşça ve dikkatlice adımlarını hızlandırdı. Sanki görünmez bir güç, onu o ikiliye doğru çekiyordu. Yüzünde poker surat bir ifade takınmaya çalışsa da, içindeki fırtına gözlerinden okunuyordu.

– Ellie! – Javier'in sesi, her zamankinden daha sert çıkmıştı.

Ellaria ve yanındaki adam, aniden irkildi ve Javier'e döndü. Ellaria'nın yüzünde şaşkın bir ifade vardı.

– Javier! – dedi Ellaria, gülümsedi. – Ne çabuk döndün?

Adam, Javier'i tepeden tırnağa süzdü. Gözlerinde hafif bir meydan okuma seziliyordu.

– Bu kim, Ellie? – Javier, gözlerini Ellaria'dan ayırmadan sordu. Tonu, her zamankinden daha sahipleniciydi.

Ellaria, durumu fark etmiş gibiydi. Javier'in gerginliğini hissetmişti.

– Ah, Javier, tanıştırayım. Bu, Ethan. – Ellaria, adama döndü. – Ethan, bu da Javier.

Ethan, Javier'e elini uzattı. – Memnun oldum, kovboy.

Javier, Ethan'ın uzattığı eli sıktı. Sıkışları kısa ama sertti. Gözleri Ethan'ın gözleriyle buluştu. İkisi arasında anlık bir elektriklenme yaşandı.

– Sen de, – dedi Javier, sesi alaycıydı. – Ne işin var buralarda?

Ethan gülümsedi. – Dutch'la konuşacak bazı işlerim vardı. Ve Ellie de bana haritaları gösteriyordu. Oldukça yetenekli bir stratejistmiş.

Bu sözler, Javier'in kıskançlığını daha da körükledi. "Oldukça yetenekli bir stratejistmiş." Sanki Javier, Ellaria'nın bu yönünü bilmiyormuş gibi konuşuyordu.

– Evet, öyle. – Javier, Ellaria'ya baktı. – Ellie, her konuda yeteneklidir.

Ellaria, Javier'in bu tavırlarından hafifçe rahatsız olmuştu. Javier'in kıskançlığını anlamıştı ama bu kadar açık etmesi onu biraz utandırmıştı.

– Javier, kamp için aldıklarınla ilgilenmen gerekmiyor mu? – dedi Ellaria, konuyu değiştirmeye çalışarak.

– Hayır, hallettim. – Javier, Ethan'dan gözünü ayırmadan konuştu. – Şimdi seninle ilgileniyorum.

Ethan'ın yüzündeki gülümseme genişledi. – Anlaşılan Ellie'nin koruyucu meleği de gelmiş.

Javier'in kaşları çatıldı. – Koruyucu meleği mi?

– Evet, öyle görünüyor. – Ethan, omuz silkti. – Ne de olsa böyle güzel bir kadını yalnız bırakmak olmaz.

Javier'in çenesi kasıldı. Bu adam, Ellaria'ya fazla yakın davranıyordu. Ve Javier'in yanındayken bile bunu yapmaya devam etmesi, Javier'in sabrını zorluyordu.

– Sanırım benimle ilgilenen birine ihtiyacım yok, Ethan. – Ellaria, bu kez daha sert bir sesle konuştu. – Kendi başımın çaresine bakabilirim.

Ethan, Ellaria'nın sözlerine sadece gülümsedi. Sanki Ellaria'nın sözleri onu hiç etkilememiş gibiydi. Bu durum, Javier'i daha da sinirlendirdi.

– Benimle gel, Ellie. – Javier, Ellaria'nın kolundan tuttu. – Sana getirdiğim kahveyi denemek ister misin?

Ellaria, Javier'in gerginliğini dağıtmak için ona hafifçe gülümsedi.

– Elbette, Javier. – Ellaria, Ethan'a döndü. – Sonra görüşürüz, Ethan.

Ethan, Javier'e son bir bakış attı, sonra Ellaria'ya gülümsedi. – Elbette, Ellie. Umarım tekrar görüşürüz.

Javier, Ellaria'yı yanından uzaklaştırırken, Ethan'ın arkadan gelen sesini duydu. Bu ses, Javier'in sinirlerini daha da germişti.

Javier, Ellaria'yı kendi çadırlarına doğru çekerken, sessizliğini koruyordu. Yüzündeki ifade, Ellaria'nın daha önce gördüğü en gergin ifadelerden biriydi.

– Javier, neyin var? – Ellaria, en sonunda sordu. – Neden bu kadar gergin görünüyorsun?

Javier, Ellaria'nın yüzüne baktı. Gözlerinde bir fırtına kopuyordu.

– Neyin mi var? – Javier, sesini alçaltmıştı. – O adam sana nasıl bakıyordu, görmedin mi? Flörtöz tavırları, o gülümsemesi...

Ellaria, Javier'in kıskançlığına hafifçe gülümsedi. Bu kıskançlık, onun için bir yandan ne kadar sinir bozucu olsa da, diğer yandan Javier'in ona olan sevgisinin bir göstergesiydi.

– Javier, o sadece Dutch'la konuşmaya gelmiş bir adam. – Ellaria, Javier'in elini tuttu. – Ve bana sadece haritalar hakkında sorular soruyordu.

– Haritalar hakkında sorular sormak için o kadar yakın durmasına gerek yoktu. – Javier, homurdandı. – Ve o gülümsemeleri...

Ellaria, Javier'in yanağına bir öpücük kondurdu. – Kıskandın mı, mi amor?

Javier, iç çekti. – Kıskandım, evet. Çok kıskandım. Sen benimsin, Ellie. Ve kimsenin sana öyle bakmasını istemiyorum.

Ellaria, Javier'in bu itirafına karşılık ona daha sıkı sarıldı. – Ben de seninleyim, Javier. Ve başkasının bana bakmasına gerek yok. Benim gözlerim sadece seni görüyor.

Javier'in yüzündeki gerginlik yavaşça çözülmeye başlamıştı. Ellaria'nın sözleri, içindeki fırtınayı dindirmişti.

– O adam seni beğendi, belli ki. – Javier, hala somurtuyordu.

– Belki. Ama önemli değil. – Ellaria, Javier'in gözlerinin içine baktı. – Benim için önemli olan tek kişi sensin.

Javier, Ellaria'nın yüzünü avuçlarının arasına aldı. – Emin misin, Ellie?

– Eminim, Javier. – Ellaria, gülümsedi. – Hem de her şeyden çok.

Javier, Ellaria'nın dudaklarına eğildi ve onu tutkulu bir şekilde öptü. Bu öpücük, Javier'in içindeki tüm kıskançlık ve endişeleri silip süpürdü. Ellaria'nın dudaklarının sıcaklığı, Javier'e huzur veriyordu.

– Sana kahve getirdim. – Javier, öpüşmenin ardından fısıldadı. – En sevdiğin Meksika kahvesinden.

Ellaria kıkırdadı. – Demek bana rüşvet veriyorsun?

– Belki. – Javier gülümsedi. – Ama aynı zamanda seni mutlu etmek istiyorum.

İkisi çadırlarına girdiler. Javier, kahveyi hazırlarken, Ellaria da haritaları bir kenara bırakıp onun yanına oturdu. Kampın gürültüsü, dışarıdan gelen sesler, hepsi bir anda önemsizleşmişti. Onlar için sadece kendi dünyaları vardı.

Javier, Ellaria'ya kahvesini uzattı. Ellaria, kahvenin kokusunu içine çekti ve gülümsedi.

– Teşekkür ederim, Javier. – dedi. – Çok düşüncelisin.

– Senin için her şey, Ellie. – Javier, Ellaria'nın elini tuttu. – Ama bir daha böyle bir şey olursa, o adamın canına okurum.

Ellaria kahkaha attı. – Merak etme, Javier. Buna gerek kalmayacak.

Javier, Ellaria'nın gülüşüne baktı ve içindeki tüm endişelerin kaybolduğunu hissetti. Bu kadın, onun dünyasını aydınlatan güneş gibiydi.

O akşam, kamp ateşi etrafında toplanmışlardı. Javier gitarını çalıyor, Ellaria da onun yanına sokulmuş, başını omzuna yaslamıştı. Javier, Ellaria'ya özel bir şarkı mırıldanıyordu. Şarkının sözleri, Javier'in Ellaria'ya olan sevgisini anlatıyordu.

Arthur, uzaktan onları izlerken gülümsedi. – Javier, o kız için deli oluyor.

Charles da başını salladı. – Ve Ellaria da onun için.

Javier, şarkısını bitirdiğinde, Ellaria'nın alnına bir öpücük kondurdu. – Seni seviyorum, Ellie.

– Ben de seni seviyorum, Javier. – Ellaria, Javier'in elini tuttu. – Hem de her şeyden çok.

O gece, kampın atmosferi her zamankinden daha huzurluydu. Javier'in kıskançlığı, sonunda yerini sevgiye ve anlayışa bırakmıştı. Ve Ellaria, Javier'in ona olan düşkünlüğünden keyif alıyordu. Bu kıskançlık, onların aşklarının bir parçası haline gelmişti. Ve her yeni kıskançlık dansı, aşklarını daha da güçlendiriyordu. Çünkü biliyorlardı ki, kıskançlık da sevginin bir göstergesiydi. Ve onlar, bu dansı sonsuza dek sürdürmeye kararlıydılar.